Burası kiracılar mahallesi,

İnanmayacaksınız belki ama burada oturan yüz ailenin tamamı kiracı. Aslında mahallenin ismi de buradan geliyor. Burada herkes oturdukları ev için her ay sonu kira ödemek zorunda. Üstelik bu durum çok uzun zamandan beri böyle devam ediyor.

Kiracılar mahallesinin sakinleri çalışıp çabalayıp, ay sonu geldiğindeyse kazandıklarının neredeyse yarısını ev sahiplerine ödüyorlarmış.

Kiracılar mahallesinde kiracı olmak zormuş. İmkanları olsa hepsinin tek isteği, oturdukları evin sahibi olmakmış. Her ayın sonunda kirayı ödeyip geriye kalan parayla da iyi bir yaşam sürmek neredeyse imkansızmış. Kiracılıktan kurtulsalar, daha iyi şartlarda yaşayabileceklerini düşünüyorlarmış. Kiracılık, adeta iyi bir yaşamın önünde engel olarak duruyormuş.

Kiracılar mahallesinin sakinleri oturdukları evlerin sahibi olmak için, aslında daha önce birkaç girişimde bulunmuşlar. Ev sahipleriyle görüşüp bu evleri taksitle kendilerine satmalarını istemişler. Ev sahipleri de bu teklife sıcak bakmış. Evleri gerçek değerinin iki katı fiyatına alırsanız hemen satış işlemlerine başlayabiliriz demişler.

Mahalle sakinleri doluya koymuş almamış, boşa koymuş dolmamış. Çünkü evleri alsalar bile taksitleri ödeyemeyeceklerini biliyorlarmış. Bir ailenin aylık kazancının tamamı bile bir taksit ödemeye yetmiyormuş. Bu girişimden geriye büyük bir hayal kırıklığı kalmış.

Bir ara borç bularak peşin para ile evleri almayı da düşünmüşler. Kendilerine borç verecek yerlerle tek tek görüşmüşler. Kimin kapısını çalsalar aynı durumla karşılaşmışlar. Onlar da ev sahiplerinden farklı değilmiş. Bir ev parası borç verip iki, bazen de üç ev parası olarak geri istiyorlarmış.

Çaresiz durumdaki kiracılar mahallesinin sakinleri ev sahibi olmaktan umudu kesmişken içlerinden biri, aslında herkesin bildiği fakat uygulamakta zorlandığı bir fikir ortaya atmış. Tasarruf yapıp para biriktirirsek yıllar sonra bile olsa oturduğumuz evleri alabiliriz. Böyle bir ihtimalimiz var. Demiş.

Bu fikir diğer kiracıların da aklına yatmış. Nasıl olacak? Herkes yıllarca birikim yapabilecek mi? gibi sorular da cevabını bulduktan sonra, kiracılar mahallesinin her sakini evine bir kumbara almış. Tasarruf yapmaktan başka çıkar yollarının olmadığını gören aileler başlamışlar her ay birikim yapmaya…

Aradan aylar geçtikten sonra tekrar bir araya gelmişler. Her aile düzenli olarak birikim yapmış olmasına rağmen, elde ettikleri para evlerin değerinin yanında çok küçük kalmış. Böyle giderse evleri alabilmeleri için her biri neredeyse 100 ay bekleyip düzenli birikim yapması gerekiyormuş. Bunun hiç yoktan iyi bir fikir olduğunu biliyorlarmış ama aynı zamanda çok uzun ve meşakkatli bir yolculuğun da daha başında olduklarını görüyorlarmış. Bu durum karşısında son denemelerinin de başarısız olduğunu düşünmeye başlayan kiracılar mahallesinin sakinleri iyiden iyiye umutsuzluğa kapılmış. Hatta içlerinden bazısı birikim yapmayı bırakacağını bile söylemiş.

İlerleyen günlerde tekrar bir araya gelen kiracılar mahallesi sakinleri, oturdukları evlerin sahibi olamayacaklarını, ömür boyu kiracı olarak kalmaya mahkum olduklarını birbirlerine söylemişler. Artık birikim yapmaktan vazgeçtiklerini de eklemişler. O güne kadar biriktirdikleri paraları ise zor zamanlarda kullanmak üzere ortak bir hesapta tutmaya karar vermişler. Herkes o güne kadar yaptığı birikimi söylediğinde bir mucize gerçekleşmiş ve ne olduysa ondan sonra olmuş.

İlk birikime başladıkları günden bu yana 10 ayı geride bırakmışlardı. Yapılan tasarrufların toplamı ile neredeyse 10 ev alınabiliyordu. Hemen hemen hepsinin aklına aynı fikir gelmiş. Bu parayla kimseye fark ödemeden içlerinden 10 kişinin ev sahibi olmasını sağlayabilirlerdi. Bu konuda fikir birliğine varmışlar. Üstelik evleri peşin para ile gerçek değerinde alabileceklermiş. Böylelikle tek tek birikim yaparak her biri 100 ay bekleyecekken şimdi en azından 10 kişi kendi evinin sahibi olabiliyormuş. Bu onlar için müthiş bir yöntem olmuş.

Kiracılar mahallesi sakinleri aralarından ev sahibi olacak ilk 10 aileyi adil bir şekilde sıra tespiti yaparak belirlemişler.

Birkaç ay daha bu şekilde devam edip içlerinden birkaç aileyi daha ev sahibi yapmışlar. Tasarruf yaparak elde edilen birikimler muhteşem sonuçlar doğuruyormuş. Birer birer kiradan kurtuluyorlar ve artık gelirlerinin büyük kısmını kiraya vermek zorunda kalmıyorlarmış. Bu durum aynı zamanda kendi evinin sahibi olanlar için daha fazla birikim yapabilecekleri anlamına da geliyormuş. Her ay düzenli yapılan tasarruflara yeni bir kural eklemişler. Kendi evinin sahibi olanlar; kira ödemekten kurtulduğu için daha fazla tasarruf yaparak, diğerlerinin de hızla ve kısa sürede ev sahibi olabilmelerini sağlayacaklarmış.

Her geçen ay ev sahibi olanların sayısı artmış. Haliyle ev sahibi olanların sayısı arttıkça her ay yapılan tasarruflar da artmış. Hatta elde edilen tasarruflarla normalden daha fazla ev alınabilir hale gelmiş.

Düzenli yapılan tasarruflar, evini teslim alanların tasarruflarını artırmaları, ev sahibi olmak için oluşturdukları yüksek motivasyon neticesinde kiracılar mahallesinin sakinleri hızla ev sahibi oluyorlarmış.

Ve gün gelmiş kiracılar mahallesinin tüm sakinleri kendi evlerinin sahibi olmuşlar. Oysa ilk tasarruf yapmaya başladıkları günü dün gibi hatırlıyorlarmış. Geride kalan 40 ayda bireysel olarak tasarruf yapmış olsalardı her biri alacağı evin yarısını bile biriktirmemiş olacakmış. Oysa şimdi birlikte tasarrufun muhteşem gücüyle hepsi kendi evlerinin sahibi olmuştu.

Birey olarak hareket etmeyip, birlikte tasarruf edenlerin oturduğu mahallenin adı da o günden “tasarruf mahallesi” olmuş.

***

Birlikte tasarruf yapmanın bireysel tasarruf yapmaktan çok daha hızlı yol aldırdığını, daha büyük faydalar ortaya çıkardığını ve sonuçlarını bir hikayeyle anlatmaya çalıştık.

Birevim tarafından uygulanan, insanların birlikte tasarruf yapabilmelerine olanak sağlayan tasarrufa dayalı faizsiz modellerin temelinde tasarruf sahiplerine oluşturduğu azami fayda yer alıyor.

Birevim organizatörlüğünde gerçekleşen birlikte tasarrufun neticesinde oluşan tüm faydanın yeniden tasarruf sahiplerine döndüğü gerçeği bu modelin sosyal ve adil bir model olduğunu da ortaya çıkarıyor. Aynı zamanda birlikte tasarruf yapmak, manevi hassasiyetleri de göz önünde bulundurmak, bir yönüyle milli bir model olduğu gerçeğini de ortaya koyuyor.

Birlikte ve Birevim çatısı altında yapılan tasarrufların hedefine ulaşması, beraberinde organizatör konumunda bulunan Birevim’e büyük sorumluluklar yüklemektedir. Birevim olarak tasarrufa dayalı faizsiz modellerin uygulamasında bu büyük sorumluluğun bilinciyle hareket edip, tasarruf sahiplerine yüzde yüz fayda odaklı çalışmaları sürdürmeye devam ediyoruz.

 

Share This: